GERÇEK
"Gerçek olan öğrenmektir. Nereden, nasıl öğrenirsen öğren.
Nereden,
nasıl öğrendiğin, diploman, hatta neler bildiğin de önemli değil.
Ne yaptığın önemlidir."
Orhan Kemal
(Arkadaş Islıkları'ndan)
"Gerçek olan öğrenmektir. Nereden, nasıl öğrenirsen öğren.
Nereden,
nasıl öğrendiğin, diploman, hatta neler bildiğin de önemli değil.
Ne yaptığın önemlidir."
Orhan Kemal
(Arkadaş Islıkları'ndan)
Hayatı olduğu gibi yaşamak varken neden hep
doyumsuz bireyler oluyoruz anlamıyorum.Aslında bizleri
mutsuz eden bu doyumsuzluğumuz,hep birşeyler
bekleriz hayattan,ama beklemek nereye kadar,
beklemek yerine birde beklentilerimiz için çabalamayı
öğrensek ,en ufak tökezlemede yılmasak beklentilerimiz
gerçekleşir inancındayım.
Hep denir ya ''Yok yok bu benim kaderim'' diye.Aslında
insan kaderini kendi belirler. Derinlerde ne düşünüyorsak
başımıza gelen o dur.Varoluşumuzda bize bahsedilen akıl ,
kullanıldığı ölçüde gelişir;Ne kadar kullanıyoruz acaba...
Biliyormusunuz rahmetli babam ne derdi?
'' Bak gülüm cennet cehennem burada aslında yaptıklarının
sonucunu burada yaşarsın. İyilik yaparsan iyilik bulursun .Kötülük
yaparsan kötülük bir gün gelir seni bulur.O yüzden doğru yaşa ve
hayattan zevk almayı bil. Ve bunları söyleyen o koca yürekli
adam okul 'a gitmemiş ve saati İstanbul Taksim meydanındaki
saatten öğrenmiş 2000 yılında azmiyle ilk okul diploması almış.
2004 Haziran'ında da gözlerini hayata yummuş bir insan. Allah
rahmet eylesin mekanı cennet olsun.
Evet dostlar tüm bu yaşanan çirkinlikler hırslar yüzünden,
doyumsuzluklar yüzünden değil mi?Savaşlar; binlerce insanın öldüğü, binlercesinin geride kaldığı ve sonuç olarak nedeni niçini olmayan şiddet,
öyle bir kısır döngü içindeki aslında yaşananlar ,bana bir sihirli
değnek verilse ilk yapacağım insan düşüncesini doğru ve olumlu yöne yönlendirmek olurdu.
Sonuç olarak diyorum diyorum ki ...
Bugün Ankara'ya kar yağıyordu .Ben pencere önünde oturmuş
kahvemi yudumlarken bu satırlar döküldü yüreğimden . Lütfen
insanlara empati ile bakmayı öğrenelim. Hayellerimizin, umutlarımızın
peşinden doğru yolu seçerek gidelim ve bu güzelim dünya'yı
yaşanmaz hale getirmiyelim.
HERŞEY GÖNLÜNÜZCE O GÖNÜLDE SİZİN OLSUN
Sevgiler
11:12 19.01.2006/Ankara
Yaşam : doğumla ölüm arasında sıkışıp kalan gerçek ve bu gerçeği yaşamak zorunda oluşumuz, itirazlara eleştirilere rağmen hayatımız değil midir rüzgarda savrulan.
Bazen bir kuş olmak istemişimdir, kanatlarımı açarak rüzgara, süzülmek için gökyüzünde. bazen bir balık denizin derinliklerinde gel-gitlerle bir o yana bir bu yana
sallanan. bazen bulut pamuk kadar yumuşak hayatın katılığına inat, ama hep insan olmak ve insan kalmak, insanlıktan nasibini almamışlar arasında.
Aslında en zorudur insan olmak, doğumdan başlarsın başkaları için yaşamaya, vakit yoktur kendin için birşeyler yapmaya ve hiç olmayacaktır aslında. Bebek olursun annen için yaşarsın o'nun sevgisine karşılık, büyürsün baban için yaşarsın gururusundur onun incitmeye gelmez. Okulda hocaların için, iş hayatında patronun için, evlenirsin eşin çocukların için yani hep birbaşkaları içindir belki dünya'ya gelmem.
Sonra bir bakarsın yıllar akıp gitmiş ve yaşadım diyebileceğin kendine ait hiç birşeyin
olmamış aslında, işte bunlardır insanı insan yapan , dayanmaktır belkide direnmektir herşeye, sarılmaktır yinede yaşama ve neler hissettiğindir doğumla ölüm arasında.
Dostlar ben diliyorum ki hepiniz yaşayın hayatı doyasıya, kaçırmayın geleceğe giden mutluluk ve sevgi trenini
HERŞEY GÖNLÜNÜZCE O GÖNÜL DE SİZİNLE OLSUN.......![]()
YARI YARIYA
Bektaşinin birini ramazanda içki içtiği için yakapaça kadıya götürürler. Çakırkeyif Bektaşi'yi görür görmez kadı:
"Behey kafir! Bu yaşta hala içiyorsun bu zıkkımı. Utanmıyor musun? Bilmiyor musun haram olduğunu? .." der.
"Sırtınızdaki ipek kaftan da haramdır" diye karşılık verir Bektaşi.
Kadı:
"Bunun içine pamuk katarlar" Bektaşi:
"Dünyada doğru adam mı kaldı, şaraba da yarı yarıya su katıyorlar..."
kelime: telepati
-hani ben sana bir seyi anlatmaya çalisiyorum ama sozle degil beyin dalgalariyla falan...
-ihihih neydiiii.. teletabi..!
-tamam tele'si kalsin kedilerin eline ne denir?
-buldum telepence
-offf beee bi kere de bil be...
kelime-timsah
- abi boöle hani kertenkele nedir
-hayvan
-ne cins hayvani
-surungen
-ok abi bu kertenkelenin birkac beden buyugu
- ejderha
-?!???!!(yuhhh)
kelime: ugur dundar
anlatan: tv de program yapiyo hani yillardir
anlayan: reha muhtar? ali kirca?
anlatan: yok yok sarisin mavi gozlu
anlayan: ataturk?
biz: iptal!
kelime: kramp
anlatan: hani futbolculara girer
dinleyen: krampon
gülme sesleri kesildiginde sure coktan bitmis
kelime: seruven
a: abi macellan nasi biriydi?
b: ne biliyim iyi biriydi heralde (birinci kopus, ama duur)
a: abi onu demiyorum neye düskündü?
b: kariya kiza bi de ickiye olabilir (pes)
kelime: mısır
kiz:keops nerde??
cocuk:etiler!!
kiz:allah cezani versin emre....
kelime: okul
-biz nereye gideriz hergun
-bara... diskoya... sinemaya.. cafeye... bowlinge..
alisverise...gezmeye.. ay olmuyo boole baska sekilde anlat
-ailemiz bizi nereye gidiyo biliyor -haaa okulaaa
kelime : anneler gunu
-cennet kimin ayaklari altinda ?
-anne
-tamam , hani onlarin ozel bi zamanlari var , ne o?
- adet..
Kelime: terlik
- neyle yürürsün
- ayak!!!
- heh hani böyle ayakların üşür altında onlar olur böle yumşak yumşak
- koyun!!
- yuh onun daha küçüğü ya, koyun dedi hödük!
- kuzu!!!
- allah belanı versin pas!
Kelime: travma
- Hani düşüp kafanı kaldırım taşına vurursun da bi şey
geçirirsin?
- Film şeridi?
Grup: Çüşşşşşşşş!
Kelime: helikopter
- Savaşta yaralıları kurtarır!
- Doktor!
- Değil...
- Sıhhiye!
- Değil, yukardan gelen bir şey...
- Ee... Allah?
Kelime: baraj
- Hani futbolcular kalenin önüne kurar maçta..
- Pusu...
- Yuh!
NE SIKLIKLA
Erenlerden birine sormuslar
-'ne sıklıkla oruç tutarsın?'
-'ooo' demiş 'her sene kesin oruç tutarım'
-'peki ne sıklıkla namaz kılarsın?'
-'ooo' demiş 'çok sık. her hafta namaz kılarım'
-'peki' demişler ne sıklıkla alkol alırsın?'
-'ehh' demiş 'cok nadiren. akşamdaan akşama!
TEDBİRLİ OLMAYA ÇALIŞIYOR
Papaz ölmek üzere olan adamın üzerine eğilerek;
'Ölmeden önce şeytanı ve onun kötülüklerini lanetle'...der.
Ancak adamdan ses çıkmaz.
Papaz isteğini bir kez daha tekrarlar, ama hastanın sessizliği sürer.
Sonunda Papaz kızgın bir ifadeyle; 'Neden şeytanı ve kötülüklerini lanetlemiyosun, bre gafil?' diye sorunca adam halsizce karşılık verir; 'Nereye gideceğim belli olmadan kimse hakkında kötü konuşmak istemiyorum.'
YİNE AKŞAM OLDU HABERSİZ
GÜN BATTI GÜN AKŞAM OLDU
BAHÇELERDE AKŞAM SEFALARI
GÜNBATIMINA DÖNDÜLER YÜZLERİNİ
TABİ ŞİMDİ ONLARIN ANI
GÜN AĞIRIRKEN ONLARIN UYUMA ZAMANI
NASIL SEVMESİNLER GÜNBATIMINI

Yıl 25 ocak 1967
İbrahim'den olma
Mevlüde'den doğma
Açtı gözlerini Birgül
Zeynep Kamil hastanesi
İstanbul'da.
4,5 kilo tombul kız
Başladı hayatı yaşamaya
İlköğreniminin ilk yılını
İstanbul Cihangir İlkokul'unda
Son 4 yılını okudu,
Barbaros ilkokul'u Antalya'da.
3 yıl Hızırreis ilkokul'u
3 yıl Antalya Ticaret lisesi
Derken tamamladı öğrenimini
Gidemeden yüksekokul'a
Cesur paraşütçü
İyi bir tiyatro oyuncusu
11 nisan 1991'de yuva kurdu
Fedakar bir eş ve anne şu anda
BU SİTE O'NU ANLATIR ASLINDA....